Modern anlamda kalp cerrahisi ilk kez 1953 yılında J. H. Gibbon tarafından kalp akciğer makinesinin ( Extracorporeal dolaşım) klinikte kullanılması ile başlamıştır. Daha sonra teknolojinin hızla gelişmesi ve bazı tekniklerin eklenmesiyle, doğumsal kalp hastalıklarının cerrahi tedavisinde çok başarılı sonuçlar alınmaya başlamıştır.
Doğumsal kalp ve damar hastalıklarının gerçek sıklığını belirlemek oldukça güçtür. Bununla beraber her 1000 doğumun 9 unda kalp ve damar sistemi ile ilgili bir anomali bulunduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizde her yıl yaklaşık 15,000 bebek kalp ve damar hastalığı ile dünyaya gelmekte, çeşitli nedenlerden dolayı bunların ancak beşte biri ameliyat olma şansını yakalayabilmektedir.
Doğumsal kalp ve damar hastalıklarının sebepleri arasında özellikle gebeliğin ilk üç ayında annenin geçirdiği kızamıkçık başta olmak üzere çeşitli virütik hastalıklar, radyasyon, hipoksi, bazı vitamin ve minarellerin eksiklik ve/veya fazlalıkları ile hamilelikte bilinçsizce kullanılan çeşitli ilaçlar bulunmaktadır.
Aile hikayesinde doğuştan kalp hastalığı bulunan anneler ile akraba evliliği yapmış veya ileri yaşta gebe kalan annelerde, bebekler anne karnında iken izlenmeli, bunlara mutlaka fetal ekokardiyografi yapılmalıdır. Ayrıca tüm yeni doğan bebekler doğum sonrası hemen bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmelidir. Bildiğiniz gibi her zaman erken tanı çok önemlidir, bu çocukların bazı hastalıklarında geç tanı konulması çocuğun ameliyat şansını kaybetmesine veya ölmesine neden olabilir.
Ülkemizde en sık rastlanılan anomaliler arasında, sırasıyla kalpde karıncıklar arasındaki delikler, kulakçıklar arasındaki delikler, akciğer damarlarındaki darlıklar, mor çocuk olarak ifade edilen akciğer damarı darlıklarının karıncıklar arasındaki delik ile birlikte bulunması ve akciğer ile vücuda giden damarların tamamen ters çıkmalarını sayabiliriz.
Annelere bebeklerinin kalp ve damar hastası olabilecekleri ile ilgili çeşitli belirtileri sayabiliriz. Bebeğin annesini veya biberonunu az ve zayıf emmesi, emme esnasında sık yorulması ve morarması çok önemlidir. Bunların dışında gelişme geriliği, sık tekrarlayan üst solunum yolları enfeksiyonları, morarma ve bayılma sayılabilir.Ayrıca bu çocukların efor kapasitelerinde azalma sıklıkla bulunmaktadır.
Tanı konulan çocuklarda ister erken doğmuş, ister zamanında doğmuş olsun gerektiğinde operasyon her an yapılabilir. Bizim Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalımızda ameliyat edilen en düşük ağırlıklı bebek, bir öğretim üyemizin 640 gr olarak erken doğmuş bebeğidir ve yaklaşık 6 yıldan beri sorunsuz olarak normal yaşantısını sürmektedir.