Dünyada ve Türkiye’de Kalp Damar Hastalığı bir numaralı ölüm sebebidir. Kalp Damar Hastalığı giderek kadınları erkeklerden daha fazla tehdit eder hale gelmiştir. Her yıl daha fazla kadın bu hastalığa yakalanmaktadır. Kadınlarda kalp hastalığından ölüm meme, akciğer, yumurtalık ve rahim kanserlerinin toplamından kat kat fazladır. Avrupa istatistikleri Kardiyovasküler hastalıklardan ölümün, kadınlarda %55 erkeklerde %43 olduğunu göstermektedir. 65 Yaş üstü kadınlarda başlıca sağlık sorunudur.
İki cins arasında kalp damar hastalığının gelişmesi, belirtileri seyri ve tedaviye cevabı gibi konularda farklar bulunduğu son 10-15 yılda ortaya çıkmıştır. 1994’den bu yana Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde kadın sağlığına ayrı ve özel bir önem vermiştir. 2001 de Kadın sağlığı ile ilgili Kopenhag Eylem Planı yapılmış, bu çerçevede kadın kalp sağlığı özellikle öne çıkarılmıştır.
Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC), Mart 2005 de “Kalpte Kadın” kampanyasını başlatmıştır. Bu kampanyanın amacı, kadın kalp hastalıklarının giderek artması ve ağır seyretmesi konusunda bir bilinçlenme yaratmak, kadınların ve sağlık profesyonellerinin dikkatini konuya çekmektir. Türkiye’nin de dahil olduğu 49 ülkede yaklaşan tehlikeye karşı bilinç oluşturma stratejileri planlanmıştır.
“Ulusal Kalp Sağlığı Politikası” raporunda TEKHARF (Türk erişkinlerinde kalp hastalığı risk faktörleri) araştırmasının ortaya koyduğu hedefler sigara, hipertansiyon ve şişmanlık olarak belirlenerek kampanyalar başlatılmıştır. (Bu araştırma risk faktörlerinde, özellikle kadın populasyonunda Avrupa’da ne yazık ki birinci olduğumuzu göstermiştir).
Risk faktörleri iki cinste de aynı olmakla birlikte bazı farklılıklar saptanmıştır. Diabetik kadınlar erkeklere göre üç kat daha fazla risklidir. İyi kolesterol düşüklüğü ve sigara içme, kadınlarda riski daha fazla arttırmaktadır. Östrojen avantajı önemli olmakla beraber menopozdan sonra östrojen kalkanı ortadan kalkarak, damarları riskleri açık hale getirmektedir.
Kadınların kalpleri ve damarları stres faktöründen çok etkilenmektedir. Bir yakınını kaybetme, boşanma, uzun çalışma saatleri gibi stresler kadınları çok etkiler. Ağır stres sonrası oluşan ve “Kırık Kalp Sendromu” olarak isimlendirilen hastalık en çok kadınlarda görülmüştür.
Kalp Damar Hastalıkları kadınlarda erkeklerden on yıl sonra ortaya çıkmakta, yavaş ve sinsi seyretmekte, geç tanınmaktadır. İlk Kalp krizinde ölen kadınların üçte ikisinde, önceden hiçbir belirti olmayabilmektedir. Belirtiler de sıklıkla, klasik Angina Pectoris’ten farklıdır. Örneğin sırt ağrısı, terleme çarpıntı, bulantı, nefes darlığı, kadınlarda kalp krizi belirtisi olabilir. Halsizlik, yorgunluk, sebepsiz depresyon bile dikkate alınmalıdır.
Tanı yöntemleri kadınlarda fazla hassas değildir. Efor testi Radyonüklid maddeyle yapılırsa daha değerlidir. Kompüterize Tomografik damar duvarı incelemeleri daha iyi sonuç verir. Kadın hastalarda Anjiyografi de damarların açık olması sık görülür. Küçük damar hastalığı veya Vazospazm (SendromX) daha çok kadınlarda olur.
Tedavi yöntemleri elbette iki cinste de aynıdır. Ancak kadınların kalpleri daha küçük damarları daha ince olduğundan Stent vb. girişimsel yöntemler ve By-pass sırasında doğan güçlükler daha fazladır. İleri yaş da buna eşlik ettiğinde İnvaziv yöntemler ve operasyon sonrası mortalite ve morbiditenin kadınlarda biraz daha fazla olduğu gösterilmiştir.
Kalp damar hastalıkları ülkemizin başta gelen sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. TEKHARF çalışması Türkiye de yılda 170.000 kişinin bu hastalıklardan yaşamını yitirdiğini belirlemiştir. Aynı zamanda her yıl 140.000 yeni hasta ön görülmektedir. Kadın kalp hastalığı da bu ciddi toplum sağlığı sorunu çerçevesinde önemle ele alınmalıdır.