Hipertansiyon, kan damarları içindeki kan basıncının normalden fazla yükselmesidir. Kalp, dokuların canlılığı için gerekli olan kanı vücuda pompalarken ritmik ve periyodik hareketler yapar. Bunlar kasılma ve gevşemelerdir. Kalp kasıldığı sırada kalp boşluğundaki kan atardamar sistemine doğru atılır. Bunun arkasından gevşeme dönemi gelir, bu dönemde kalp tekrar kan ile dolar. Bu işlem periyodik olarak devam eder. Belirli bir anda kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınca kan basıncı (tansiyon) diyoruz.Kalbimiz dokuların canlılığı için gerekli olan kanı vücuda kasılma ve gevşeme hareketleri yaparak gönderir. Kalp kasıldığı sırada kalp boşluğundaki kan, atardamar sistemine doğru atılır. Gevşeme hareketinde, kalp yeniden kanla dolar. Bu işlem periyodik olarak devam eder. Belirli bir anda kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınç, tansiyon olarak adlandırılır. Kasılma anındaki tansiyona büyük tansiyon, gevşeme anındaki tansiyona ise küçük tansiyon adı verilir. Bu basınç değerleri, gün içindeki hareketlerimize ve duygularımıza göre değişir; değerler bazen alçalır bazen yükselir. Basıncın sürekli olarak yüksek olması yani hipertansiyon bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekir. Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde sonuçları öldürücü olabilir. Tedavi edilmeyen hipertansiyonun en önemli sonucu kalp ve damar hastalıklarıdır. Kan basıncı yeterince kontrol altına alınamadığında ortaya çıkan diğer önemli sonuçlar ise beyin kanaması ve felç, kalp yetersizliği ve kalp krizi, böbrek yetersizliği, görme kaybıdır. Kan basıncı kontrol edilemediği takdirde, yüzde 51 oranında kalp yetersizliğine, yüzde 33 oranında inmeye ve yüzde 21 oranında da kalp damar hastalıklarına bağlı olümlere yol açar. Yüksek tansiyon tedavisinin kalp-damar ve böbrek ilişkili yan etkileri azaltma açsından yararlı olduğu ve inme ve kalp hastalığına bağlı ölüm oranlarını azalttığını göstermiştir.
NEDENİ BİLİNMİYOR
Hipertansiyon vakalarının yaklaşık yüzde 90-95’inde herhangi bir neden bulunmuyor, ancak şişmanlık, sigara, kötü beslenme, ailesel yatkınlık gibi risk faktörlerinden söz ediliyor. Bu grup hipertansiyona birincil (primer) hipertansiyon deniyor. Hipertansiyon vakalarının yüzde 5-10’u ise bir başka hastalığa bağlı olarak ‘ikincil’ olarak gelişiyor. Bu hastalıklar;
Böbrek hastalığı: Böbreğe giden atardamarlarda daralmaya yol açan ya da böbreğin kendi parenkiminde hasara yol açan hastalıklarda hipertansiyon oluşuyor. Bu durum, renal hipertansiyon olarak adlandırılıyor.
Endokrin hastalıkları: Endokrin sistemi etkileyen hastalıklar kan basıncını da etkiliyor, çünkü böbrek üstü bezlerinden, böbreklerden, tiroid bezinden kaynaklanan çeşitli hormonal bozukluklar, kan basıncını kontrol eden mekanizmaların da bozulmasına neden oluyor.
Bazı ilaçların kullanımı: Bazı ilaçlar, örneğin kortikosteroidler, doğum kontrol hapları, amfetamin türevi ilaçlar, fazla dozda alınan tiroid hormonları, romatizma tedavisinde kullanılan antienflammatuar ve ağrı kesici ilaçlar, soğuk algınlığı ilaçları, iştah kesiciler, bazı antidepresanlar, günde 70-100 ml civarında alkollü içki alınması kan basıncının yükselmesine neden oluyorlar. Bu ilaçların bırakılması ile kan basıncı normale dönüyor.
Hipertansiyon hastalığını erken dönemde yakalayabilmek için her yaştan bireyin, hiçbir şikayeti olmasa da, en az yılda bir kez tansiyonunu ölçtürmesi gerektiğini söyleyen Dr. Ayşegül Karahan Zor, tansiyon ölçümü sırasında uyulması gereken kuralları şöyle sıralıyor:
“Kan basıncı ölçülmeden önce en az 5-10 dakika dinlenmek gerekir. Tansiyon ölçülmeden önceki son yarım saat içinde ağır egzersiz yapmamış olmak, Doğru sonuç alınabilmesi için tansiyon aleti manşonunun boyutları hastaya uygun olmalı ve manşon içerisindeki şişen kese bölümü kol çevresinin en az %80’ini sarmalıdırçay, kahve, sigara ve alkol tüketmemiş tercihen yemek yememiş olmak gerekir. Ayrıca manşonun büyüklüğü de önemlidir. Doğru sonuç alınabilmesi için manşonun boyu hastaya uygun olmalıdır, manşon içerisindeki şişen kısım kol çevresinin en az % 80’ini sarmalıdır.
HİPERTANSİYON KALBİN DÜŞMANI
Halk arasında kalp hastalığının hipertansiyona yol açtığı şeklinde yanlış bir inancın bulunduğunu ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Enis Oğuz, “Hipertansiyon damarların yapısını bozan bir hastalık olduğu için vücutta damarlanma olan her organı etkiler. Bunlar, beyin damarlarının tıkanması, ya da damar cidarının hasar görmesi sonucu beyin kanaması oluşması; kalpten çıkan büyük damarların yırtılması veya diğer komplikasyonları; böbrek damarlarında ya da parenkiminde hipertansiyona bağlı bozukluklar sonucu böbrek hasarının oluşması olarak sıralanabilir. Hipertansiyonun, damarlar dışındaki en önemli komplikasyonu kalple ilgili olan komplikasyonudur. Çünkü kalbin önündeki basıncın yüksek olması kalbin kasında genişlemeye ve dolayısıyla kalpte büyümeye ve takiben kalbin kasılma fonksiyonlarında azalma meydana getirerek ve kalp yetersizliği dediğimiz olayın gelişmesine yol açar. Yine kalp de damarlarla beslenen bir organ olduğu için, kalp damarları bozulduğu zamanda, kalp krizi, kalp damar hastalığı gibi bozukluklar ortaya çıkıyor” diyor. Tedavisi son derece zor bir hastalık olan atriyal fibrilasyonun (kalpte ritim bozukluğu) da hipertansiyonla ilişkisi olduğunu bildiren Doç. Dr. Oğuz, “İnme geçiren hastalardaki büyük çoğunluğunun altta yatan bir ritim bozukluğu olduğunu görüyoruz. Bu ritim bozukluğunun sebebi hipertansiyonda kalpiçi ve özellikle kulakçıklardaki basıncın artmasıdır” diye ekliyor.
Bunlara dikkat edin!
Hipertansiyon çoğunlukla ciddi yakınmalara yol açmayabileceğinden yıllarca bilinmeden kalabilir. Genellikle doktora başvurma şikayetleri; baş- ense ağrısı, kafada sıcaklık hissi, yüzde kızarma, ateş basması, göğüste basınç hissi, derin nefes alma ihtiyacı, çarpıntı hissi, göğüs ağrısı, kulakta uğultu ve konsantrasyon bozukluğudur. Tedavide şu noktalara dikkat etmek gerekiyor:
Aşırı tuz alımı kısıtlanmalı (günde 6. gramın altında)
Bol sıvı tüketilmeli
Düzenli egzersiz yapılmalı (haftada en az üç gün ve en az 30 dakika tempolu)
Akdeniz tarzı beslenme tercih edilmeli (meyve ve sebze ağırlıklı)
Sadece tuzlu yiyecekler tansiyonu yükseltmez. Soda, maden suyu gibi içecekler de dikkatli tüketilmeli
Tansiyon yükseltici etkileri bilinen NSAİD, doğum kontrol hapı, soğuk algınlığı ilaçları, ağrı kesicileri kullanırken dikkatli olunmalı
Ani tansiyon yükselmelerinde kullanılan dil altı hapları doktora danışılmadan kullanılmamalı. Bu haplar nedeniyle ani tansiyon düşüşleri de olumsuz sonuçlara yol açabilir
Sarımsak, limon gibi sebzeler ilacın yerine geçerek tansiyonu düşürmezler
Hipertansiyon tedavisi ömür boyu sürer. Bu nedenle ilaçların sürekli olarak kullanılması gerekir. İlaca bağlı bir yan etki geliştiğinde doktora danışarak değiştirilmesi veya bırakılması gerekir.