Keneler, otlak, çayır gibi kırsal alanlarda yaşayan, hayvan ve insanların vücutlarına yapışıp kanlarını emerek beslenen 4-12 mm büyüklüğünde parazit türü canlılardır. Sert ve yumuşak olarak iki ana gruba ayrılan kenelerin yavrularının 6, yetişkin olanlarının ise 8 bacakları vardır.
Kışı uykuda geçiren keneler, havaların ısınmasıyla birlikte ilkbahar ve yaz aylarında aktif hale geçerler. Keneler genellikle uzun çalılıklarda, ormanlarda, dere kenarlarındaki otlarda, ormandaki odun kalıntıları arasında ve ahır duvarlarında yaşarlar. Uçma ya da sıçrama yetenekleri olmadığından yanlarından geçen insan ya da hayvan temas ettiği anda yapışırlar.
Yalnız aktif oldukları dönemde kan emen kenelerin baş bölümünde hortum şeklinde delme ve emme organları vardır. Kene insan ve hayvanları ısırıp hemen terk etmez. Kene ısırdığında uzun müddet canlının üzerinde kalır ve bazen günlerce kan emer. Kene ısırması acıtmaz, genelde kurban ısırıldığını bile fark etmez. Çünkü kene ısırdığı anda bir tür uyuşturucu sıvı salgılar. Kene, insan ve hayvanlardan kan emerken vücudun belirli bölgelerini seçer. Bunlar, genellikle sıcak olan ense ve kulak arkaları, saç dipleri, eklem yerleri, apış arası, karın ve kasık bölgesidir.
KKKA virüsü hangi kenelerden nasıl bulaşır?
Keneler, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı virüsünün ana taşıyıcısıdır. Sert keneler, özellikle de Hyalomma türü keneler KKKA hastalığı virüsünü taşımaktadır. TÜBİTAK desteğiyle 2006 yılında başlatılan, öncelikle Kelkit Havzası, uzun vadede de ülkedeki kene türlerinin incelenmesinin hedeflendiği bir araştırmada, Tokat'ta şu ana kadar belirlenen 25 kene türünden 3'ünün KKKA hastalığı virüsü taşıdığı saptandı. Bu kene türlerinin 4 tanesi Tokat için belirlenen yeni tür, 4 tanesi de Türkiye için yeni belirlenen tür idi.
Vücuda yapışmış kene bulan kişiler, çıkarmaya çalışmamalı ve bu gibi durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene yapıştığı yerden, özellikle de hatalı bir müdahale ile veya uygun olmayan şekilde çıkartıldığında ağzındaki virüsü kusar. Böylece, virüs insana bulaşarak KKKA hastalığına neden olur.
Kimler daha fazla risk altında?
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yakalananların büyük çoğunluğunu, kene ısırığına maruz kalan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kişiler oluşturmaktadır. Hastalıktan ikinci sırada etkilenen grup ise veteriner hekimler, akut hastalığı olan hastalar ile temas olasılığı bulunan sağlık personeli ve diğer yardımcı sağlık personeli gibi sağlık çalışanlarıdır. Kasaplar ve mezbaha çalışanları, askerler ve kamp ve piknik yapanlar da risk altındadır.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Bunyaviridae virüs ailesine mensup bir virüs olan ve keneler tarafından taşınan Nairovirus enfeksiyonu sonucu ortaya çıkar. Sığır, keçi, koyun ve tavşan gibi çok sayıda vahşi ve evcil hayvan ise bu virüse ev sahipliği yapar. Bu virüsün insanlara geçişi enfekte hayvanın kanına veya kenelere temas sonucu gerçekleşir. Hastanelerde kullanılan tıbbi araç ve gereçlerin yetersiz sterilizasyonu (mikroplardan arındırma), enjeksiyon iğnelerinin yeniden kullanımı gibi nedenler de KKKA’nın yayılmasına sebep olabilmektedir.
KKKA hastalığının belirtileri
Kırım Kongo insana ve hayvana bulaştığında, hastalık belirtileri en fazla 1-2 hafta içinde ortaya çıkar. Hastalık virüs ile enfekte kenenin insan vücuduna tutunmasından 1-3 gün sonra (en çok 9 gün) ani başlayan yüksek ateş, titreme, yaygın kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, karın ağrısı, eklem ağrıları, dişeti, burun kanamaları, vücutta kırmızı lekeler şeklinde belirtiler gösterir. Ölümler belirtilerin ortaya çıkmasından sonraki 2 hafta içerisinde gerçekleşir.
Hastaneye kaldırılmış hastalardaki ölüm oranları %9 ila %50 gibi bir aralıkta bulunmaktadır. KKKA’nın tedavisi esasında destek tedavisi yönündedir. Tüm insanların kullanabileceği güvenirlikte ve etkinlikte bir aşı henüz yoktur.
Bu yazı sadece bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Detaylı bilgi için hekime başvurunuz.