ANKARA - Türkiye Psikiyatri Derneğinden Yrd.Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi,"Panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve fobiler başta olmak üzere anksiyete bozuklukları ve depresyon gibi bazı ruhsal hastalıkların, kadınlarda erkeklerden daha sık görülmektedir" dedi.
Yrd. Doç. Dr. Başterzi, ruhsal hastalıkların yaygınlığının, seyri ve yol açtığı sorunların cinsiyetler arasında belirgin farklılıklar gösterdiğini söyledi.
Toplumda sık görülen bazı ruhsal hastalıkların, kadınlarda erkeklerden daha sık görüldüğüne" dikkati çeken Başterzi, "Kadınların yüzde 8-12'inde gebelik döneminde, yüzde 6-13'ünde doğum sonrasında majör depresyon görülmektedir" diye konuştu.
Başterzi, depresyonun 2020 yılında dünyada en çok yeti yitimine yol açacak hastalıklar listesinde 2. sırada yer almasının beklendiğini ifade ederek, ''Bu artışın kadınlarda daha yüksek olacağı öngörülmektedir. Kadınlar erkeklerden üç kat daha fazla intihar girişiminde bulunmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlarda depresyon erkeklerden iki kat daha sıktır'' dedi.
Ayşe Devrim Başterzi, yoksulluk, eşitsizlik ve sosyal adaletsizliğin dünyada kadınları erkeklerden daha çok etkilediğini savunarak, yoksulluk ve eşitsizlik, depresyon, şizofreni ve iki uçlu bozukluk gibi bir çok ruhsal hastalığın kadınlarda daha sık görülmesine yol açtığını söyledi.
Başterzi, ruhsal hastalıkların sıklığının azaltılması için, şu önerilerde bulundu:
"Medya, kadına yönelik şiddet ve tecavüz haberlerini kamuoyuna aktarırken, haber dilini doğru kullanmalı, etik değerlere uymalı, tecavüzün içerdiği şiddeti arka plana itmemeli ve tecavüzü erotize edici tutumlardan uzak durmalı. Basının, suçu işleyen erkeğe değil, şiddete uğrayan kadının özelliklerine odaklanması, şiddetin sorumlusunun mağdur olduğu biçiminde bir yanılsama yaratabileceğine dikkat edilmeli. Yazılı, görsel basın ve film ve müziklerin erkek egemen ve kadını aşağılayıcı ifadeler içermemesine dikkat edilmeli."