Üye Girişi | Üye Ol!
Anasayfa | Erkek Sağlığı

Çevre Kirliliği ve Spermler

Sperm olumsuz etkilendiğinde ortaya çıkan yapısal bozuklukların onarımını sağlayacak DNA spermde bulunmadığından böyle durumlarda etki kalıcı olmaktadır.

Kategorisi: Erkek Sağlığı
Bu içeriği paylaş : Share/Save/Bookmark

Kaynak: Prof.Dr.Çağatay Güler
Tarih:15.09.2008 12:46


Babanın spermlerini etkileyen birçok çevre kirliliği etmeni vardır. Özellikle hava kirliliği, sigara dumanı, değişik hava kirleticilerinin solunması çok etkilidir. Bazı çevresel etkilenimlerde bu etki geçicidir. Kirli ortamlardan uzaklaşıldığında sperm niteliği yeniden yükselir. Sperm olumsuz etkilendiğinde ortaya çıkan yapısal bozuklukların onarımını sağlayacak DNA spermde bulunmadığından böyle durumlarda etki kalıcı olmaktadır.

Çevre kirliliğinin spermi etkilemesinin yeni nesiller üzerindeki etkisi yumurta etkileniminden daha belirgin biçimde ortaya konmuştur. Özellikle babanın mesleksel olarak bazı kirleticilerle karşılaşmasının fetüs üzerindeki etkisiyle ilgili yayınlar daha fazladır.

Spermlerin yaşam süresinin kısa olması toksik maddelere duyarlılığı azaltırken, spermlerdeki hızlı farklılaşma çevresel etkilenimlere duyarlılığı artırmaktadır. Son zamanlarda yapılan bir çalışmada “turuncu etken” etkilenimi olan babaların çocuklarında gelişimsel omurga kapanmaması durumu sık görülmektedir. Bu etken triklorofenoksi asetik asit, diklorofenoksi asetik asit ve dioksinden oluşan bir karışımdır ve Vietnam savaşı sırasında sık ormanlarda saklanan düşmanları bulmak için ağaçların yapraklarını dökmesini sağlamak üzere çok büyük miktarlarda kullanılmıştır. Yaprakları dökülen ağaçların ve bitkilerin hepsi de kurumaktadır. İnsanlarda anne karnındaki bebek gelişimini bozmakta, ayrıca kanserlere neden olmaktadır.

Ayrıca sigara içen babalarda sperm yapısal bozukluklarının sık olduğu bunun da çocukta mutasyon oluşumu ve kanser riskinde artmaya neden olacağı gösterilmiştir. Yapılan bir çalışmada babaları sigara içen çocuklarda beyin tümörü riskinin arttığını gösteren bulgulara ulaşılmıştır.

Döllenme öncesi, kanser oluşumuna yol açması yönünden spermler çevresel etkilenimin önemli bir hedefidir. Babanın mesleği ile çocukta kanser gelişimi ayrıntılı olarak çalışılmıştır. Babanın mesleksel olarak haşerekırıcıların etkisinde kalmasıyla çocukta merkez sinir sistemi kanseri, ağaç işlerinde çalışan babaların çocuklarında lösemi riski belirlenmiştir.

Babanın mesleği ve çocukta kanser riski ilişkisi ile ilgili yayınların ayrıntılı bir değerlendirmesinden şu sonuçlara varılmıştır:

1. Babanın mesleği ve anne karnındaki bebeğin sağlığı ilişkisi anneninkinden daha büyük oranda araştırılmıştır.

2. Çalışmanın etkilenim değerlendirilmesi, vaka sayılarının küçük olması, çoklu etkilenim olasılığı vb. gibi kısıtlılıkları vardır. Ancak bu kısıtlılıklara rağmen çocukluk lösemileri ile babanın çözücülerin, boyaların kullanıldığı ve motorlu taşıtlarla ilgili mesleklerde çalışması arasında ilişki olasılığı yüksektir.

Kapıcılar, boyacılar, matbaacılar, itfaiyeciler, çözücü etkilenimi olan işlerde çalışanlar, tarımla ilgili işlerde çalışanlarda doğumsal bozukluklar arasında ilişki olabileceğini belirten çalışmalar sık sık yayınlanmaktadır.

Bazı gelişimsel bozuklukların baba yaşıyla bağlantısı ve baba yaşlandıkça artması uzun süreli etkilenim olasılığını düşündürmektedir. Özellikle kalple ilgili bağlantılarda baba yaşıyla ilgilidir.

Kıkırdağın kemikleşmesindeki yetersizlik, kemik büyüme noktalarının erken kapanması sonucu cücelikle belirgin akondroplazi gibi hastalıklar (tipik cücelik) da baba yaşıyla artmaktadır.

Göreceli olarak düşük hava kirliliği durumlarının bile tehlikeli üreme sorunlarına yol açan mutasyonlara neden olduğu belirlenmiştir.

Çevresel kirliliğinin sperm niteliği ve sayısı üzerindeki bu etkisi bir çok bilim adamında insan döllenmesiyle ilgili bir krize doğru gidildiği kanısı uyandırmaktadır.

Erkek dölleme kapasitesindeki azalmaya yol açan bir çok etmen ileri sürülmüştür: Tarım ve endüstride yaygın olarak kullanılan ağır metaller ve değişik kimyasal etkenler, küresel sıcaklık ve radyasyon etkileniminin artması çevredeki kötü östrojenlerin (dişilik hormonu) artması bunların başlıcalarıdır.

Bu etkiler sadece sperm sayısını azaltmakla kalmayıp, cinsel davranış değişikliklerine, psikolojik sorunlara ve cinsel organ kanserlerinde artıma da neden olur.

Bütün çalışmalarda çevresel etkilenimle –insan üreme sistemi arasındaki ilişkinin belirlenmesinin güçlükleri vurgulanmaktadır.Ancak yapılan büyük çalışmalar Amerika ve Avrupa’da erkeklerde sperm sayısının giderek azaldığını ortaya koymaktadır. Erkeklerde yapılan sperm değerlendirmelerinde böcek ve zararlılara karşı kullanılan kimyasalların derişiminde de artım olduğu, bu artımla sperm sayısı azalımı arasında paralellik bulunduğu belirtilmektedir.

Isınma ve ısıtma etkinliklerine bağlı olarak ortama salınan kirletici gazlar spermlerde yıkıma neden olmaktadır.

Çernobil’le ilgili olarak yapılan deneysel hayvan çalışmalarında etkilenim dozu ile sperm yapısındaki bozukluk arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Kirliliğin yüksek olduğu sahil sularında yaşayan erkek dil balıklarında iç salgı sisteminin bütünlüğünü bozan dişilik hormonu kökenli maddelerin (böcek öldürücü ilaçlar vb) erkek dil balıklarında eşey bezlerinde bozukluklara yol açtığı gösterilmiştir. Bu hayvanlarda eşey bezlerinin küçüldüğü, dişi balıklarda da yumurta gelişiminin olumsuz etkilendiği gösterilmiştir.

Doğum öncesi fitalat etkileniminin çocuğun eşeysel gelişimini dolayısıyla daha sonraki cinsel etkinliğini olumsuz etkilediği bulunmuştur.

Günümüzde sperm sayısındaki azalmanın çevresel kirlilikten etkilenimin önemli biyolojik göstergelerinden birisi olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle değişik canlıların çevresel etkilenimlerini belirlemek üzere yapılan çalışmalarda kullanılan göstergelerden birisi olarak değerlendirilir.

Erkek tavşanların mantar öldürücü bir kimyasal olan vinclozolin etkisinde bırakılmasıyla yapılan bir çalışma follikül uyarıcı hormon düzeyinin azaldığı gösterilmiştir. Bu madde ile etkilenimin cinsel birleşme, sperm oluşumu ve follikül uyarıcı hormon düzeylerinde olumsuz etki yaptığı sonucuna varılmıştır.

Almanya’da Leipzig’te 1960-70 arasında doğmuş olan erkeklerde sperm sayısı büyük oranda azalma gösterilmiştir. Bu bölge Almanya’nın büyük boyutta çevre kirliliği görülen kimya endüstri bölgesidir. Bu bölgede yaşayan erkekler genellikle bu bölgede çalışmakta, çok az yer değiştirmektedir.

Çevre kirliliğinin yüksek olduğu bölgelerde yaşayan kemiricilerin sperm sayısı önemli bir kirlilik etkilenimi göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Bir diğer çalışmada birisi tarımsal ve diğeri kentsel iki yerleşim yerindeki sağlıklı erkeklerin karşılaştırması yapılmıştır. İçsalgı sisteminin bütünlüğünü bozan tarım ilaçları ve diğer kirleticilerle karşılaşma olasılığı yüksek olan yerleşim tarımsal yerleşim yerinde serumdaki erkeklik hormonu düzeyinde ve sperm sayısında önemli oranda azalma belirlenmiştir. Bu durum erkek dölleme yeteneğinde önemli oranda azalmayı gösterir.

İtalya’da bir semen bankasında 1981-1995 yılları arasında toplanan semenlerle ilgili olarak yapılan bir değerlendirmede yıllara bağlı olarak atmık sıvısındaki sperm sayısı ve niteliğinde önemli orada azalma olduğu belirlenmiştir. Giderek sperm hareketliliği azalmakta spermlerdeki yapısal bozukluklar artmaktadır.

Hollanda’da yapılan bir değerlendirmede 1990 dan beri doğurganlıkta %12 azalma olduğu, bunu etkileyen etmenler arasında erkek spermlerinin hareketliliğindeki azalma ve yapısal bozuklukların önemli bir etken olduğu vurgulanmaktadır. İçsalgı sisteminin bütünlüğünü bozan çevresel kirleticilerin erbezleri ve yardımcı eşey organlarının işlevlerini azalttığı belirtilmektedir. Çevrede bulunan yalancı yada yabancı dişilik hormonu özelliğindeki kimyasallar (organik klorürler, alkil fenoller, fitalatlar vb)erbezlerinin yıkımına, erbezi kanserlerinin artımına ve sperm sayısının düşmesine neden olmaktadır. Bu etkenler yanı zamanda gelişmekte olan bebeğin cinsel gelişimini de olumsuz etkilemektedir.

Polonya’da yapılan bir değerlendirmeye göre son elli yılda insan semeninin niteliğinde önemli oranda bozulma ortaya çıktığı saptanmıştır. Ortalama sperm yoğunluğu ve atmıkta normal spermlerin yüzdesi azalmıştır. Peniste gelişme bozukluğu, erbezlerinin torbaya inmemesi gibi üreme sistemi gelişimsel bozuklukları ile erbezi kanserleri artmıştır. Verilerin değişik coğrafi bölgelerde değişiklik göstermesi, bu bölgelerdeki kirlilik değişimleriyle uyumlu olması önemli bir göstergedir. Çevredeki kirletici kimyasallar anne karnında bebeğin erbezlerinin gelişimini daha sonraki evrede ise olgunlaşmasını önlemektedir. Bütün bunlar erkeğin dölleme kapasitesini azaltıcı etki yapmaktadır .

Birçok ülkede son birkaç on yıl içerisinde sperm sayısında önemli azalmalar bildirilmektedir. Doğan bebeklerde kız/erkek oranının da değişme eğilimi göstermesinin de çevresel kirliliğin üreme sistemi üzerindeki bu etkileriyle ilişkisi olabileceği düşünülmektedir .

Gerek iş ortamı gerekse çevrede önemli bir kirletici olan diepoksibutadien ve bunun metabolizma ürünü olan butadienle kemiricilerde yapılan deneysel çalışmada spermler çoğalma evresinde iken seçici olarak etkilediği belirlenmiştir. Bu etki doza bağımlıdır. Yani kirletici etkenin miktarı arttıkça etkisi de daha büyümektedir.

Konuyla ilgili 61 çalışmanın 1992 de yapılan toplu değerlendirmesi ABD ve Avrupa’da sperm sayısında önemli oranda azalmanın söz konusu olduğunu ortaya koymuştur .

Rusya’da Çernobil kazasının etkilediği bölgede yaşayan farelerde yapılan değerlendirmede fare spermlerinde dozla bağlantılı olarak mutasyonların arttığı, 1987 yılında yakalanan farelerde dölüt ölümünün daha fazla olduğu, kazadan sonraki dönemde yaşamaya olanak vermeyen mutasyonların daha büyük oranda olduğu belirtilmektedir.

Üreme sistemini olumsuz etkileyen çevresel kirleticilerin bir bölümü özellikle kimya sanayisi olmak üzere iş yaşamında da doğrudan etkili olmaktadır. Konunun iş sağlığı açısından da önemli boyutunun olduğu düzenlemelerin bu açıdan dikkatle gözden geçirilmesi gerektiği açıktır.

Çevre kirliliğinin üreme ve boşaltım sistemi üzerindeki etkilerini değerlendiren bir çalışmada kurşun ve halojenli hidrokarbonların yol açtığı kirliliğin sperm üretimini ve doğurganlığı etkilediği belirtilmektedir.

İlginç bir çalışmada kırsal kesimde yaşayan fareler kent trafik kirliliğinin etkisinde bırakılmıştır. Trafik kirliliğindeki ağır metal kirleticilerin yol açtığı kalıtım bozuklukları değerlendirilmiştir. Farelerin karaciğer, böbrek ve kemiklerinde kurşun, kadmiyum ve çinko derişimleri belirlenmiştir. Kurşun ve kadmiyum derişimlerinin trafik kirliliği etkisinden sonra arttığı görülmüştür. Bu kirlilik farelerde alyuvar bozukluklarının ve anormal sperm hücrelerinin artmasına yol açmıştır. Bu nedenle çevre kirliliğinin değerlendirilmesinde kemiricilerin önemli bir biyogösterge olabileceği belirtilmektedir.

Spermlerin niteliğinin korunması için:

-Hava kirliliğinin yüksek olduğu ortamlardan uzak kalınması

-Sağlıklı beslenme

-Hareketli bir yaşam sürülmesi

-Sigaranın bırakılması ve içilmemesi

-Çok fazla alkol içilmemesi

-Dar iç çamaşırları giyilmemesi

-Bağımlılık yapıcı maddelerden kaçınılması gerekir.

Biyokimyasal araştırmalar özgül besin öğelerinin eksikliği, yabancı kirletici maddeler ve enfeksiyon hastalıklarının üreme sürecinde önemli bozukluklara yol açabildiğini göstermektedir.

Üreme hücreleri hızlı bölünen hücrelerdir bu süreç söz konusu dönemde mutasyon olasılığını artırmaktadır. Döllenme ve sonrası gelişmelerde mutasyon olasılığını artırır.

Günümüz çevre kirliliği nedeniyle besin zinciri yoluyla giren kimyasalların etkisi döllenme olayından aylar önce önemli bir korunma sürecine girilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.Bu yaklaşım sadece çocuğun yeterli gelişmesini, beynin tam gelişimini, görme etkinliğini ve diğer gelişimsel süreçleri olumlu etkilemekle kalmaz daha sonraki nesillerin sağlığını da olumlu etkiler. Kız çocuğunun yumurtaları daha anne karnında iken oluşur. Ergenlik döneminden sonra bunlar düzenli olarak gelişerek döllenmeye hazır hale gelir. Gelişme döneminde bunların oluşumunu etkileyen çevresel kirleticiler daha sonraki yaşamdaki üreme yetisini de etkileyecektir.

Fosil yakıt yakılmasına bağlı olarak çevreye salınan kanser yapıcı etkenlerin anne karnındaki bebeğin eşinden geçerek bebeği etkilemesinin yarattığı risklerle ilgili endişeler giderek artmaktadır. Özellikle çok halkalı aromatik hidrokarbonlar DNA yı etkilemektedir. Bu etkilemeye bağlı önemli gen mutasyonları ortaya çıkmaktadır.



İçerik Öner - Sağlık 365



İlgili Sağlık Konuları
İlgilendiğim Konulara Ekle -Sağlık 365Erkek Sağlığı

Diğer Haberler İlgili Konular
Behçet hastalığı erkeklerin gözünü tutuyor
12 erkekten biri prostat kanseri
Prostat tedavisinde yeni teknoloji
Prostat Büyümesine Dikkat
Mesanesinden çıkan taş şaşırttı
Cep telefonlarından uzak durun
Uygulamalar Tümü
Online Zayıflama ve Detoks RehberiOnline Zayıflama ve Detoks Rehberi
Doktora DanışDoktora Danış
Online Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirme RehberiOnline Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirme Rehberi

Uzmanlarımız Tümü
Uzm. Dr. İlhan Ofluoğlu Uzm. Dr. İlhan Ofluoğlu
Üroloji
Dr. Abi Dik Dr. Abi Dik
Androloji      
Uzm. Dr. Cagri Kalaca Uzm. Dr. Cagri Kalaca
Aile Hekimliği

Gruplar Tümü
Bunalımdayım Bunalımdayım
Anneyiz Biz Anneyiz Biz
Aile Hekimleri Aile Hekimleri
Sağlık 365 SEISSağlık 365 SIEMENSSağlık 365 Sağlıklı Yaşam DergisiSağlık 365 Siemens AkademiSağlık 365 Sirius BilişimSağlık 365 Sports InternatioanlSağlık 365 T.C Yeditepe ÜniversitesiSağlık 365 The LifeCoSağlık 365 Türk Kalp VkfıSağlık 365 Türkiye Halk Sağlığı KurumuSağlık 365 Uzman TVSağlık 365 Yeditepe Üniversitesi Göz HastalıklarıSağlık 365 Yeditepe Üniversitesi HastanesiSağlık 365 Aile Hekimliği EnstütüsüSağlık 365 Akademik Geriatri DerneğiSağlık 365 Allen CarrSağlık 365 Anadolu HastanesiSağlık 365 DataportSağlık 365 Dünyagöz HastanesiSağlık 365 Eczacıbaşı Evde BakımSağlık 365 Este 7 Estetik BirimiSağlık 365 Güneş Tıp KitabeviSağlık 365 Hacettep ÜniversitesiSağlık 365 Ilaç Endüstrisi İş Verenler SendikasıSağlık 365 Infinity TeknologySağlık 365 IntelSağlık 365 Madalyon Psikiyatri MerkeziSağlık 365 Medical ParkSağlık 365 MedyaSoftSağlık 365 Memorial Sağlık GrubuSağlık 365 PancomSağlık 365 PromedSağlık 365 RNASağlık 365 RdayolojiOnline
Saglik365 sitesinin içerik ve platform yönetimi Done İletişim ve Bilgi Sistemleri A.Ş. tarafından yürütülmektedir

Ana Sayfa | Sağlığım | Hakkımızda | Üye Girişi | SSS
Bu site en iyi 1024x768 veya üstü çözünürlükte ve Internet Explorer 7.0 Tarayıcı ile izlenebilir